Hani Barış şarkısında der ya, hatırlarım ilk gün gibi!

Fareleri Şeref Stadı'nda soyunma odalarında sevmiştim, denizin dalgalarını kayalıkların üzerinde yüzüme vuruşunu Şeref Stadı'nda tatmıştım.

Kulüpte Rahmetli Babamın Yönetici olması nüfusunu kullanarak değil çuvalla taşınan malzemenin bir ucunda tutarak stada girmeyi becerebilmek KPSS kazanmak gibi bir şeydi. Malzemeci Nafiz Baba nüfuslu biriydi de ihtiyacı da yoktu ama o naftalin kokan formalarla uğraşmak ona göre büyük zevkti. Ve gözüne girebilmek için ne maymunluklar yapıyorduk.

Çivisi çıkmış kramponlar, kuyruk yağ ile yumuşatılmaları, 8'e bölünen limonlar, dedemin paçalı donu kadar şortlar maç öncesi hazırlıkları, ya sonrası ter kokan formalar, konçlar bize misk bahçelerindeki amber gibiydi. Hep bir hafta sonra gene çuvalın bir ucundan tutmama müsaade edecek miydi?

NAFİZ BABA diye kurgulanmaya başlanırdı yaşam.

Nasıl bir ad konulur bilemiyorum ama,

Futbol düş artık yakamdan.........

Sentetik uyuşturuculardan daha tehlikeli olmaya başladın.

YAZI: BARBAROS AKKOYUNLU

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.