Türk futbolunun çözmesi gereken en temel sorunlarından birisi de belli bir sistemi ve ekolü olmaması sorunudur.

Gerek ligimizde gerekse Milli takımımızda belli bir oyun anlayışımız ve şablonumuz olmadığı için Avrupalılar futbolumuza 'kaos futbolu' ismini takmışlardır. Özellikle Milli takımımızda belli bir oyun sistemimizin olmaması defanstan atılan uzun topa Burak ya da Cenk'in hareketlenmesi ve bir şeyler yapmasının beklenmesi oyun anlayışımızın özetidir. 

Bugün Avrupalı bir futbolseverle konuştuğunuzda söyleyeceği ilk bir kaç cümle şöyle olur." Türk takımlarıyla karşılaşmak istemiyoruz.Çünkü ne oynadıkları belli değil.Bir sistemleri yok. Kaos futbolu oynuyorlar. Maçta ne olacağını bırakın bilmeyi, kimse tahmin bile edemiyor". Adamlar gerçekten haklılar. Çünkü oyun sistemimiz olmadığı için, hem biz ne oynadığımızı bilmiyoruz, hem de rakibimizi bozuyoruz. Bizim futbol anlayışımızda, ikiye bir yapmak yok.Kontrollü olarak defanstan çıkmak yok. Kanatları kullanmak yok. Boşlukları kullanmak yok. Durarak oynamak ve ayağımıza top beklemek var. Sistemimiz ve ekolümüz olmadığı için bir maçımız diğerini tutmuyor. Bir maçta iyi yaptığımızı diğer maçta yapamıyoruz. 

Süper ligde oynanan hemen her maçın sonunda yapılan konuşmaları hepimiz hatırlarız. Hocalar sistemden ziyade maç içindeki pozisyonları değerlendirirler. Maç kritiğini sistemden ziyade maç içindeki bir kaç pozisyona göre yaparlar. Hocanın açıklaması farklı oynanan oyun farklıdır.

Takım kanat bindirmesi yapamıyor, araya top atamıyor, topu ileriye şişiriyor. Sıkışınca oyun kurmayı denemeyip dağlara, taşlara vuruyor. Şansa, kısmete attığı bir golle maçı kazanıyor ya da puan alıyor. Hoca maçtan sonra şunu söylüyor. "Bu galibiyeti hak ettik. Bulduğumuz fırsatı değerlendirdik. Böyle maçlarda kazanmak önemli. İyi oynayana değil, kazanana puan veriyorlar. Oyuncularımı kutluyorum. Önümüzdeki maça bakacağız". Hocam önümüzdeki maça baksan ne olacak. Belli bir sistemin olmadığı için yine böyle bir oyunla kaybedeceksin. 

Hocaya toplantıda hiç bir gazeteci, Hocam sisteminiz neydi? Ne oynamak istediniz? Ne oynadınız? diye sormuyor. Ondan sonra hoca bir hafta boyunca kanal, kanal gezip hiç bir sisteme dayanmayan, tesadüfi galibiyetini anlatıyor. Şöyle oynadım, böyle oynadım diyor. Hocam ne oynadın da neyi anlatıyorsun? diye soran yok. 

Bence bunun çözümü bu sorunun temeline inmek ve altyapıda, futbol akademilerinde; spor okullarında sistemli çalışmaya ağırlık vermek. Altyapı antrenmanlarında kontrollü çıkış, toplu hücum, toplu savunma, kontrollü pas, boşluklara hareketlenme gibi temel futbol tekniklerini uygulamaya önem vermek. Oyuncuların 17-18 yaşına geldiğinde oyun tekniklerini en ince detayına kadar öğrenmesini ve uygulamasını sağlamak.
Kısaca, bir sistem oluşturmak için önce takım anlayışı ve oyununu oturtmalıyız. Sistemsizliği bir sistem olarak kabul etmemeliyiz. 

Son söz Türk futbolunun bir sistem anlayışına sahip olması için oyunculara muhakkak nitelik kazandırmalıyız. Bireysel oyundan ziyade takım olabilmeyi, birlikte hareket etmeyi  öğretebilmeliyiz.

YAZAN: ÜMİT YILMAZ

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.