Bölgesel Amatör Lig ekiplerinden Ereğlispor’da sezonu tamamlayan Teknik Direktör Mehmet Uğurlel, Konya ekibinden ayrılmasına rağmen yaşadığı deneyimi unutamıyor. Tecrübeli teknik adam, görev verilmesi halinde “iyi ki de gitmişim” dediği Ereğlispor’u iki yılda 3. Lig’e çıkarabileceğini söyledi.

Liglerin bitmesinin ardından Konya ekibinden ayrılan Mehmet Uğurlel ile bir röportaj gerçekleştirdik. Beşiktaş altyapısında başladığı futbolculuk kariyerinde 17 yaşında Ankaragücü’ne transfer olarak 2. Lig’de oynayan ve Türkiye Kupası deneyimi yaşayan Uğurluel, 30’lu yaşlarda noktaladığı futbolculuk hayatındaki başarısını, Teknik Direktörlüğüne de yansıtmış durumda.

Anadolu Üsküdar altyapısında başlayan hocalık deneyiminde Bilecikspor, Ayazağaspor, Kocaeli Birlikspor, Mecidiyeköyspor, Dikilitaşspor gibi takımlarda Teknik Direktörlük yapan ve ‘Anadolulu Mehmet’ olarak tanınan Uğurluel ile 7 maçta görev yaptığı Konya ekibi Ereğlispor’daki günlerini konuştuk.

Düşünceli olarak gittiği Ereğlispor’da 7 maçta görev alan ve 5 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 yenilgi alan Uğurluel’in ekibi, Bölgesel Amatör Lig statüsü gereği şansız bir şekilde küme düştü. “Ereğli gibi camialarda insan değerli olduğunu hissediyor” diyen Mehmet Uğurluel, Konya ekibinde tekrar görev yapmak istediğini, şans verildiği takdirde de Yeşil Beyazlı camiayı iki yıl içinde 3. Lig’e çıkarabileceğini söyledi.

UEFA A diploması bulunan ve önümüzdeki yıl Pro Lisans alacağını belirten Mehmet Uğurluel ile röportajımızdan satır başları…

Dikilitaş’ta sezona başladınız?
Dikilitaşspor’da sezona başladım ancak bazı durumlardan dolayı ayrılmak zorunda kaldım. Daha sonra dostlarımızı kıramadım, Mecidiyeköyspor’da görev yaptım. Sahaya çıkmadım ama takımı çalıştırıp kadroyu ben kuruyordum. Kalan 7 maçta 5 galibiyet, bir beraberlik alarak takımı Süper Amatör Lig’de tuttuk. Tabii sonrasında da Ereğlispor ile anlaştım. 7 maç da orada görev yaptım.

“DÜŞÜNCELİ GİTTİM AMA İYİKİ DE GİTMİŞİM”

Ereğlispor deneyiminiz nasıl başladı?
Ereğli’den teklif aldığım zaman düşünceli olarak gittim. Kendime göre bir hesap yaptım. Grupta üç Konya takımı vardı ve biz diğer iki Konya takımının arkasındaydık. BAL statüsüne göre de birini geçmemiz gerekiyordu. Ben gittiğimde 22 puandaydı, Akşehirspor ile arasında 9 puan fark vardı. Akşehirspor da ikinci sıradaydı, şampiyonluğa oynuyordu. Dolayısıyla büyük bir risk alarak gittim.

İyi ki de gitmişim. Orada çok çok değerli insanlar tanıdım. Çok değerli bir belediye başkanı var Özkan Özgüven.

Çok kaliteli bir takım vardı ama netice itibariyle iç sahada maç kazanamıyorlardı. Futbolcular ile birlik, beraberlik içerisine girdik. Onlarla güzel bir diyalog kurduk. Çalıştık. İlk maçımızda 68 Yeni Aksarayspor ile karşılaştık. Bu maça lider olarak çıkan rakibimizi güzel bir oyunla 3-1 mağlup ettik. Güzel başladık, dolayısıyla bunun arkası da geldi.

22 puandaydık. Ben kendime göre bir hesap yapmıştım. Kalan 7 maçta 15 puan almayı hedeflemiştim. Rakibimizin de 9 puan alacağını düşündüm. Hesabımız tuttu, hatta biz 7 maçta 16 puan topladık. Ancak son maçta biz Aksaray 1989’u 3-1 mağlup ettik. Ligde kalmak için mücadele verdiğimiz Akşehirspor ise deplasmanda Erdemli Belediyespor ile karşılaştı. Maçlarımız aynı anda başladı. Mersin ekibi rakibimiz karşısında son 5 dakikaya 1-0 önde gitmişti. Maç bu skorla veya berabere bitse biz Akşehirspor’u sıralamada geçerek ligde kalacaktık. Ancak bizim maçımız bitmesine rağmen orada ne olduğunu bilmiyorum, 110 dakika maç oynandı. Biz saha ortasında beklemeye başladık. Bir haber geldi, rakibimiz Akşehirspor 2-1 galip gelmiş. Çok şaşırdık buna ve çok da üzüldük. Dolayısıyla grubumuzda şampiyon olan Sarayönü Belediyespor’un durumunu beklemeye başladık. Play-off maçları sonunda 3. Lig’e çıksalardı eğer, biz play-out oynayacaktık. Ancak iki maç sonunda Sarayönü Belediyespor 3. Lig’e çıkamayınca biz de BAL statüsü gereği direkt küme düştük. Çok üzüldük.
Ereğlispor kaliteli seyircisi olan, çok iyi tesislere sahip kaliteli bir camia. Maçlarımıza 6-7 bin civarında taraftar geliyordu. Bu bizi çok sevindiriyordu. İstanbul’da da görev yaptık ama biz oraya gittiğimiz zaman hoca olarak değerli olduğumuzu anlıyoruz. İnsanlar büyük bir ilgi gösteriyor.

Çok iyi bir yönetim vardı. Belediye Başkanımız Özkan Özgüven’in çok yardımları oldu. İyi de bir takım kurmuşlardı. Netice itibariyle 38 puan almamıza rağmen statü gereği küme düştük.



“İLÇE VE TAKIM BÜTÜNLEŞMİŞTİ”

Ereğli ile aranızda güzel bir bağ oluştu. Bunu neye bağlıyorsunuz?
18 yıldır hocalık yapıyorum. Çeşitli kategorilerde ve illerde görev yaptım. Çok insan tanıdım. Kendimce bir tarzım vardır. Futbolcularıma babacan bir tavırla yaklaşırım her zaman ama sahaya çıktığımda babamın oğlu olsa, tanımam. İşimi en iyi şekilde yapmaya çalışırım. Saha dışındaysa her futbolcumla arkadaş gibiyimdir. Yani bu da bize başarıyı getiriyor.
Ereğli’de yaklaşık 3 ay kaldım. Çok düşünceliydim ama iyi ki de gitmişim. Tanımadığım bir yerdi, Ereğlispor’un yer aldığı grubu da tanımıyordum. Ama oraya gidince gördüm insanların sıcak yaklaşımını. İyi bir kadrosunun ve iyi bir sahasının olduğunu gördüm. İlçe ve takım bütünleşmişti, bunu gördüm.

“İSTANBUL’DA YOLDA DURDURULDUM”

Yaşadığınız ilginç bir anı var mı?
Öncelikle bana bu şansı sağlayanlara teşekkür ediyorum. Ben Ereğlispor’da görev yapmadan önce haliyle kimse beni tanımıyordu. Şimdi beni Ereğli’de, Konya’da herkes tanıyor. Hatta İstanbul’a döndükten sonra şöyle ilginç bir anı yaşadım. Evden çıktım, yolda yürürken yanıma takım elbiseli birisi yaklaştı ve “Hocam siz Ereğlispor’un hocası değil misiniz?” diye sordu. Evet, deyince “Hocam ben de Ereğliliyim. Sizi takip ediyordum, görünce şaşırdım” dedi. Tabii bunları görüp yaşayınca inanın çok hoşuna gidiyor. Bu gibi şeyler, çok güzel şeyler.



“EREĞLİSPOR’DA GÖREV YAPARKEN BÜYÜK KEYİF ALDIM”

Ereğli’de gördüğünüz ilgiyi çalıştığınız diğer takımlarda gördünüz mü?
Ben Körfez’de de görev yaptım ve kaldım. Futbol şehriydi ama tribünlere dönüp baktığımda bin kişi civarı seyirci oluyordu. Ama Ereğli’ye baktığım zaman, biz maçlarımızı ortalama 5 bin kişiye oynadık. Süper Amatör Lig’deki şampiyonluk videosuna bakmıştım, 10 bin kişi vardı. Seyircinin olması; ilgidir, sevmektir. Bir de bu takım amatör ligde, profesyonel olduğunda daha farklı olacaktır.
Böyle yerlerde çalıştığınız zaman çok değerli insanlar tanıyorsun. Arkadaşlıklar kalıcı oluyor. Güzel şeyler hissediyorsunuz. Ben İstanbul’da, Kocaeli, Bilecik gibi yerlerde de görev yaptım ama Ereğli’de çalıştığım dönemdeki kadar hiçbir yerden keyif almadım. Biz İstanbul’da değersiz olarak hissediyoruz kendimizi çünkü antrenman ya da maç bitiyor, herkes kabuğuna çekiliyor. Ama Ereğli gibi yerlerde durum farklı. Antrenman ya da maç bitiyor, bir yere gidiyorsunuz veya birileri size geliyor. Sohbet, muhabbet ediyorsunuz. Bu da insana keyif, mutluluk veriyor. Değerli olduğunu hissettiriyor.

EREĞLİSPOR’U 2 SENEDE 3. LİGE ÇIKARMAYI DÜŞÜNÜYORUM

İstanbul ve Konya arasında nasıl bir değerlendirmede bulunursunuz?
Neticede biz hocalık yapıyoruz. Yarınımızın ne olacağını bilmiyoruz. İstanbul’dan güzel teklifler de var ama bekliyorum. Çünkü ben istiyorum ki İstanbul dışında çalışayım. Bakarsınız, Ereğli’de belediye başkanımız takıma sahip çıkarsa ben de Ereğli’ye giderim. Kendi düşüncelerim var, Belediye başkanımıza aktarırım. Ben Ereğlispor’u iki sene içerisinde 3. Lig’e çıkarmayı düşünüyorum. Kendime göre bir plan ve projem var. Ama başkanımızın iki sezon içerisinde bize güvenmesi gerekiyor.

Ereğli bende çok ciddi bir iz bıraktı. 7 maç görev yaptık, başarılı da olduk ama şansız bir şekilde küme düşmemize rağmen biz oradan ayrılırken çok duygusal anlar yaşadık. Çok sıcak bir diyalog kurduğumuz için insanların o ilgisi beni etkiledi. Tekrar tabii ki görev almak isterim.


“PROTESTO, TARAFTARLA TANIŞMAYA DÖNÜŞTÜ”

Ereğli’de yaşadığınız en ilginç anı nedir?
Yeni gitmiştim. İlk maçımdı benim. Oranın çok değerli bir hocası vardı, Himmet Kök hoca. Tabii insanlar onu sevmiş, benimsemiş. Gitmesine de üzülmüşlerdi haliyle. Ben de yeni gelmişim, kimse beni tanımıyordu. İlk maçıma çıktım, kimse bana Mehmet demiyordu, hocam demiyordu, kimse selam vermiyordu. Kimse bakmıyordu. Ben de şaşırdım tabii. Kabullenmediler. Tabii ben sonradan öğrendim, o gün o maçta herkes formasının altına giydiği tişörtlere ‘İmparator Himmet Kök’ diye yazmış. İçeride maç kazanamadıkları için liderle oynayacağımız maçta olası bir mağlubiyet halinde yönetimi protesto edeceklermiş. Lider gelen rakibimizi 3-1 mağlup edince herkes şaşırdı tabii. Sonra karşı tribünden “Mehmet hoca buraya” tezahüratları yükseldi. Son diğer tribün derken herkesi selamladık. Bu olaydan sonra haberim oldu ama güzel bir anı ve taraftarla tanışma oldu benim için.

Ben her zaman sonradan gittiğim yerlerde oranın hocası kimle onunla konuşurum. Hem de helalliğini almak isterim. Çünkü yöneticinin takımı anlatmasıyla hocanın anlatması farklı olur. Ereğli’ye gitmemin ikinci gününde de Himmet hocayı aradım. Helalliğini aldım. “Hocam yeni geldim. Burası sizin takımınız, sizin de bu takımda çok emekleriniz var, biliyorum. Eğer bir araya gelip bir kahve içerken bana takım hakkında bilgi verebilirseniz, çok seviniriz” dedim. Sağolsun beni kırmadı. Oturduk, konuştuk.

Takımda da çok değerli yardımcı hocalar ile çalıştım. Galip Özgüven ve Uğur Nas. Onların da bana çok yardımları oldu, emekleri oldu. İki hocam da çok sevilen, sayılan ve değerli insanlar. Bu başarıda onların da ciddi emekleri, katkıları oldu.

Eğer fırsat verilirse Ereğlispor’da yeniden çalışmak isterim. Benim için maddiyat ikinci planda. Huzurlu olduğum, güvende hissettiğim yerde tabii ki yeniden görev yapmak isterim. Yardımcı hocalarım ile beraber Ereğlispor’u şampiyon yapmak isterim.




RÖPORTAJ: GÖKHAN TANER
FOTOĞRAFLAR: YÜKSEL CIRT

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.