Yakarsa dünyayı garipler yakar ya da Haydarpaşa Demirspor!

“Onu gördüğümde elim ayağıma dolaştı o kadar yakındı ki…” bu sözler Christiano Ronaldo hayranı genç bir İspanyol kardeşimize ait. Bu kardeşimiz Ronaldo’nun her maç yaptığı inanılmaz futbol aksiyonlarından ve muhtemelen karizmatik duruşundan etkilenerek söyledi bu naçiz sözleri.

“Ya Erdem abi maçtan hemen sonra içme şu sigarayı! Gerçi o golden sonra senin de hakkın be abi.” Bu sözlerse Erdem’in 30 metreden sağ doksana şahane bir şutla gönderdiği golden etkilenerek bendenizin sarf ettiği sözler.

Erdem, nam-ı değer “Piskopat” Erdem, Haydarpaşa Demirspor’un orta saha oyuncusu, sekiz numara.

Haydarpaşa Demirspor son derece köklü bir geçmişe sahip, Demirspor geleneğinden… Aslında ben de yeni öğrendim geçmişini, lisedeyken kulübün işlettiği halı sahada maç yapmışlığım, takımın adını duymuşluğum vardı o kadar… Bizim Demirspor hikayesi bu Ocak ayı başında iki arkadaşın beni arayıp “tribün gurubu kuruyoruz, kaybedenlerin tribünü, takımı da bulduk Haydarpaşa Demirspor geçen sene sonuncu olmuşlar takımın durumu kötü gibi bize vaadi sınırlı, yenilse ne olur? Maça gideriz işte.” demesiyle başladı benim için. Sonra futbolu seven ve beraberliğe muhtaç olmayan (galibiyetleri ve mağlubiyetleri makbul gören) arkadaşlarımızla bir araya gelip, atkı slogan ve kabaca ne yapalım, onlara karar verdiğimiz ilk toplantımızı yaptık. İdmana gittik ve ligi bekledik. İlk maça sosyal medyadan çağrımızı yaptık “Tıp isteyip biyoloji mi kazandın Haydarpaşa Demirspor’u tut” , “Yine mi olmadı, işten mi atıldın tribüne gel”. Çok uzatmayayım sosyal medyadan bakmanızı tavsiye ederim son derece keyifli görüntüler sonrası…

Velhasıl ligin 7. Haftasına geldik. Namağlup ve blok arası uyumu sağlamış durumdayız. Ömer Üründül’ün gözlerini dolduracak seviyede kolektif futbol oynuyoruz. Ligde 1. Sıradayız ve şampiyon olmamız işten değil. Kısaca takımdan da bahsetmek isterim. Takımda hemen hemen tüm oyuncular alt yapıdan gelme. Kaptanımız Özgür 9 yaşından beri bu kulüpte. Önemli bir noktada takım, yıllardır beraber oynuyor. Lewandoski Burak gibi üniversite öğrencisi olanlar var. Takımın önemli oyuncularından Ertuğrul abi beden eğitimi hocası. Takım 7 maçtır son derece akıcı ofansif oyunuyla 6 galibiyet 1 beraberlik aldı. 7 haftanın bizler için en zor kısmı Kadıköy’de saha olmamasıydı. Kadıköy’deki tek nizami saha Fenerbahçe’ye ait. Kulübün de Kadıköy merkeze Saraçoğlu kadar yakın olan Selimiye Stadı’nı kiralayacak parası olmadığı için maçlarımızı Kadıköy’le arası trafiksiz bir buçuk saat olan Alemdağ Stadı’nda yapıyorduk. Ta ki tribündeki dayanışma bu işe dur diyene kadar. Khalkedon Ultras’ın esnaf ve Kadıköylülerden oluşturduğu fonla beraber imece usülü Selimiye kiralandı ve takım iç saha maçları için semte döndü.

Dışarıdan takip eden arkadaşlarımın bazılarında “siz hani kaybedenlerin tribününü kurmuştunuz neden hep kazanıyorsunuz” “Bir de şampiyon olun tam olsun” gibi yarı haklı sorular doğdu. Aslında gurubun iddiası "bu takım size galibiyetler, şampiyonluklar vaat etmiyor kaybedecek bir şeyin yok gel maça gidelim" şeklinde biçimlendi. Ve soru geldi,"garipler şampiyon olur mu? Olursa ne olur?" bu sorunun cevabını biraz zamana bırakalım ki tarihte bizlerin kazandığı maçlar da mevcut. Khalkedon Ultras ana güzergahını kaybetmediği durumda 1. Amatör bizi bozmaz. Süper Amatör bizi bozar mı sorusunu seneye cevaplayacağız.



Yazının başında verdiğim örneğe gelince. Bu elbette basit bir futbolcu kıyaslaması değil. İki gözü olan herkes Cristiano Ronaldo’nun standartların çok üzerinde bir futbolcu olduğunu ve bu düzeyde bir seyir zevki verdiğini görebilir. Ancak Cristiano Ronaldo’nun izlettiği futbolla Erdem’in izlettiği futbol arasında 100 milyon Euro fark yok. Bu anormal fark piyasalaşmış futbolun yarattığı sanal bir fark. Demek istediğim son derece açık: Maçlara gittiğimden beri gördüğüm şey bizleri mutlu eden spektaküler hareketler değil takımla kurduğumuz bağ ve tribünde omuz omuza bir arada dayanışmayla durmamız. Sporun esas rekabetini sahada görmemiz. Sakatlanan bir oyuncumuzun maça devam etmek istemesi, kırmızı kart gören oyuncumuzun maçı bizimle seyretmek için tribüne gelmesi ve gerçek bir kazanma arzusu işte gerçek futbol rekabeti… Reklam dolu stadlardakinin aksine son derece sahici… 20li yaşlarında onlarca genci cumartesi gecesini erken bitirip pazar sabahı 9 sularında yollara düşürüp İBB’nin bile yolunu bulamayacağı Alemdağ stadına bu sahicilik dışında ne götürebilir? Cristiano Ronaldo kesinlikle değil. Piskopat Erdem, Ertuğrul, Kaptan Özgür, Ferdi Baba ve tabii ki Ömer Hoca…

Khalkedon Ultras piyasalaşmış ve sahicilikten uzak futbola karşı bir çıkış nereye, nasıl devam eder göreceğiz. İlk çıkış değil elbette... Şu sıralar bilindik olan Gümüşlük örneği var. Umuyoruz ki bu amatör mücadelemizde yalnız kalmayacağız. Daha çok ultras grubuyla, daha çok sportif rekabet daha çok dayanışma kuracağız… Beraberliklere muhtaç olmayanları, şampiyonluğu değil tekmeye kafa sokan stoperleri sevenleri, Vodofane Arena’yı değil, Şeref Bey Stadı’nda Amatör küme final maçlarını bekleyenleri, semtlerinin takımlarında futbol izlemeye, Haydarpaşa Demirspor maçlarında Khalkedon Ultras’a misafir olmaya bekleriz…

NOT: Yazılacak daha çok şey var ancak kısa bir başlangıç diyelim. Haydarpaşa Demirspor maçlarını ve Khalkedon Ultras’ı https://www.facebook.com/khalkedonultras/?fref=ts adresinden takip edebilirsiniz.

YAZI: YAKUP TELCİ



Dünyanın en ilginç taraftar topluluğu: Khalkedon Ultras

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.